Lâlenin Tarihçesi

Çiçek, çağlar boyunca dünyanın her yerinde duyguların anlatılmasında en güzel\r\nsembol olmuş, yaşamın zorluklarını, streslerini törpüleyen, sinirsel gerilimleri\r\nazaltan bir araç olarak günlük yaşamımızda yer almıştır.\r\n\r\nSoğanlı ve otsu bir bitki olan lale çiçeğinin asıl vatanının Orta Asya olduğu ve\r\nTürkler tarafından Anadolu’ya getirildiği sanılmaktadır. Anadolu’da 12.yüzyıldan\r\nitibaren el sanatlarında süsleme motifi olarak kullanılmaya başlayan laleyi,\r\nşiirlerinde kullanan ilk şair de Mevlana Celaleddin-i Rumi olmuştur. Divan ve\r\nrubailerin de lale ile ilgili pek çok mısra bulunmaktadır.\r\n\r\nLale en parlak dönemini 16-18.yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu’nda\r\nyaşamıştır. Süs bitkisi ve süsleme motifi olarak kullanımı 3.Ahmet (1673-1736)\r\ndöneminde doruk noktasına çıkmış ve 1718-1730 yılları arası, tarihçiler\r\ntarafından ‘Lale Devri’ olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde basılan ‘Lale\r\n Mecmuası’nda 50 kadar çeşidinin resimlendiği lalenin çeşitli kaynaklara göre\r\n2000’den fazla değişik türünün olduğu belirtilmektedir.\r\n\r\nLale sadece yetiştirilmekle kalmamış, mimariden edebiyata, çiniden kumaşa kadar\r\nbirçok üründe lale desenleriyle bezenmiş. Lale bahçeleri anlamına gelen\r\nlalezarlar,saray ve konakların en itinalı ve en gözde yerleri olurken, lale için\r\nyazılan şiir ve nesirler Lalename denilen risalelerde toplanmıştır.\r\n\r\nLalenin Anadolu’dan ilk yolculuğu Viyana’ya olmuştur. Oradan Hollanda’ya ve\r\nardından Kanada’nın başkenti Ottowa’ya geçmesiyle lale, tüm dünyada tanınır hale\r\ngelmiştir.Bu uzun yolculuğunun son durağı olan Ottowa, Hollanda ve Japonya,\r\nAnadolu’nun bu ünlü çiçeğinin adına festivaller düzenlemektedir.\r\n\r\nBu çok farklı kültürlerin kaynaşmasına katkıda bulunan lale, güzelliği ve zarafeti ile,\r\ninsanlar ve kültürler arasında bir köprü vazifesi görmeye devam ediyor.\r\nKültürümüzde “Bir çiçeğin ötesinde her şey” olarak yer edinen lale,aynı zamanda aşkın güzelliğin inceliklerinde imgesini nazik gövdesinde taşımaya devam ediyor.\r\n\r\n1681-1726 yılları arasında kayda geçirilen ‘Defter-i Lalezar-ı İstanbul’ da tam\r\n1108 lale çeşidinden söz edilmektedir. Türkiye’deki botanik çevrelerine göre\r\nbunlardan bir tane bile kalmamıştır.\r\n\r\n17.Yüzyılda Osmanlı ’da önce ‘Ser Şükufeciyan-ı Hassa’ diye adlandırılan Çiçekçi başılık kurumu, sonra da ‘Çiçek ercümen-i Danişi’ yani Çiçek Akademisi kurulmuştur. Edirne’den Mardin’e kadar birçok şehirde lale bahçeleri vardı.\r\n\r\nAnadolu Lale bu nadide çiçeğin tanıtımını yapmakta ve Türk halkına\r\nsunmaktadır.\r\n\r\nLale festivallerinin Japonya’dan Kanada’ya kadar yayıldığı günümüzde, lalenin\r\nadını bir devre vermiş, hakkında şarkılar yazmış, ilmini kurmuş olan bizlerin bu\r\nözel çiçeğe sahip çıkmasının zamanı geldi, geçiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir